İzlediğim ve blogumda paylaşmaya değer bulduğum filmler hakkında düşüncelerimi aktardığım yazı serisinin 2026 yılındaki ilk bölümü olan “Ocak Ayında İzlediklerim” yazısına hoş geldiniz. Bu yazıda, ay boyunca izlediğim ve bende farklı izlenimler bırakan filmler hakkında kısaca notlara yer vereceğim.

Vivarium (2019)
“Vivarium” filmi, ev bakmak isteyen bir çiftle başlıyor. Çift, bir emlakçının gösterdiği evi gezmeye gidiyor. Evde hissettikleri tuhaflık hemen dikkat çekiyor. Bir süre sonra kendilerini yalnız buluyorlar. Birbirinin aynısı evlerle dolu bir yerde sıkışıp kalıyorlar. Film, rahatsız edici bir psikolojik gerilim sunuyor.
Filmin çoğu sahnesinde sıkılarak izlesem de filmin sonu şaşırtıcı bir şekilde bitiyor. Film bittiğinde beni düşündüren bir film oldu. İzledikten sonra uzun süre aklınızda kalacak bir film diyebilirim.
Catch Me If You Can (2002) – Sıkıysa Yakala
Gerçek bir hikayeden uyarlanan bir suç biyografi filmi. Sıkıysa yakala eski bir film olmasına rağmen kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden birisidir. Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı başrol karakteri genç yaşta dolandırıcılık ve sahtekarlık dünyasında usta bir figüre dönüşüyor. Peşine düşen FBI ajanı Tom Hanks ile olan kaçış mücadelesini ustaca anlatıyor. Uzun bir film olmasına rağmen çok akıcı ve kolayca izlenen bir film.
Tufan (2025)
Doğal afet filmlerini çok sevdiğim için bu filmi hemen listeme ekledim. Film, iklim krizi üzerine kurulu bir felaket hikâyesi anlatıyor. Ayrıca görsel efektleri oldukça güçlü duruyor. Sel ve fırtına sonrası hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. Bu nedenle olay örgüsü sürekli ön planda tutuluyor. Öte yandan, geriye dönüşlerle ilerleyen karmaşık bir yapı var. Karakterlerin değişen kararları hikâyeye farklı yönler katıyor. Sonuç olarak izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
Contratiempo (2017) – Görünmeyen Misafir
İspanyol yapımı görünmeyen misafir filmi, benim son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden birisi diyebilirim. Filmde senaryo o kadar ustaca kurgulanmış ki film çoğu sahnede ters köşe yapıyor. Sevgilisi ile birlikte bir kaza yaşayan ve birinin ölümüne sebep olan karakterin, bu olaydan kendini kurtarma mücadelesini çok iyi anlatıyor. Sonuç olarak, dikkatle izlenmesi gereken harika bir film.
Acide (2023) – Büyük Felaket: Asit Yağmuru
Doğal afet filmlerine olan ilgimden bu yazı serisinde hep bahsetmişimdir. Asit yağmuru da benim beğendiğim bir afet filmi oldu. Gökten yağan ölümcül asit yağmuru üzerine kurulu bir film. Bu felaketten kurtulmaya çalışan bir aile özelinde bu konuyu işleyen film daha kişisel bir havada geçiyor. Görsel efektleri etkileyici diyebilirim. İzlemeye değer bir film diyebilirim.
Bu filmler arasında benim için en çok “Görünmeyen Misafir”in senaryo zekâsı, “Vivarium”un rahatsız edici atmosferi ve “Catch Me If You Can”ın akıcılığı öne çıktı diyebilirim.
İzlediğim filmler hakkında yazdığım daha fazla yazı için Film Yorumları sayfama göz atabilirsiniz.
